Haz 16

Temel her gün evine trenle gidip gelmektedir.Yine bir gün trende gelirken karşısında oturan adamın biri durup dururken pezevenk der.Temel şaşırır ; acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. Adam tekrar pezevenk der.Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakar ; sanırım bağa dedi der.Olay çıkmaması için ilk durakta iner ve olayı evde karısına anlatır. Fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der. Fadime ;hadi ya bak terbiyesize der. Temel ertesi gün aynı adam ile tekrar trende karşılaşır.Bu sefer adamın lafı çok ilginçtir.Temele bakar ve şöyle der: DEDİKODUCU PEZEVENK..

Haz 16

Fadime ile Temel evlenirler. Fadime Temel’e
- Temel biz evlendik ama zannetme ki biz her akşam ilişkiye gireceğiz, benim canım ne zaman isterse o zaman olacak, ben her akşam yatmadan önce saçlarımı tararım eğer o akşam saçlarımı sağa tararsam bilki o akşam bana yaklaşma keyfim yok, sola tararsam eh bir ihtimal şansını dene ama geriye doğru tarasam işte o akşam parçala beni der. Temel’de altta kalır mı, Fadime’ye
-Benimde seninle öyle her akşam sevişeceğimi zannediyorsan yanılıyorsun, birkere akşam eve geldiğimde rakı sofram hazır olacak. Ben eğer o akşam 1 tek atarsam bilki o akşam keyfim yok zaten sana dokunmam 2 tek atarsam bir ihtimal olabilir amaa üçüncüyü atarsam saçının şekline mekline bakmam kolla kendini derim.

Haz 16

Temel,Amerikalı ve Japon oturuyor. Birden bir telefon çalar. Temel bakar çalan yeni aldığı cep telefonu değil. Amerikalıya bakmış elini kulağına koymuş kendi kendine konuşuyor. Temel herhalde deli diye düşünmüş. Meraktan sormuş.
-Abi sen delimisin nesin kendi kendine konuşuyorsun. Amerikalı
-Bizdeki teknoloji sizdekinden gelişmiştir. Elimize bir mikrochip koyup konuşuyoruz. Temel düşünmüş acaba kendi telefonunun modası geçtimi diye. Oysaki o kadar da para vermişti son model diye. Bozulmuş haliyle. Bir daha çalmış telefon. Bakmış Temel in telefonu değil. Amerikalının da değil. Bakmışlar ki Japon kendi kendine konuşuyor.Temel gülmüş. Konuşma bittikten sonra sormuşlar.
-Delimisin sen arkadaş diye. Japon da kendi teknolojilerinin dünyadaki en gelişmiş teknoloji olduğunu söylemiş. Ağza ve kulağa bir chip koyarak konuştuklarını söylemiş. Temel ile Amerikalı bozulmuş.Kazıklanmanın verdiği moral bozukluğu ve sabah yediği kuru fasulyeyle soğanın etkisiyle bir gaz bombası atmış. Amerikalı ile Japon sormuşlar Temele
-Kardeş ne yaptın sen demişler o neydi? Temel de
-Fax çektim demiş!!!!

Haz 16

temel uzak doğuya gider. 250$ verip bakınca insanları çıplak gösteren gözlüklerden alır. Takar bakar çıplak, çıkarır bakar giyinik. Çok hoşuna gider. İkide bir takıp, çıkarır. Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadimeyle sütçü çıplak. Gözlügü çıkarır bakar çıplak. Takar bakar çıplak. Müthiş canı sıkılır ve Fadimeye derki:
-Ula Fadime 250$ verdim hemen bozuldu..!!!!

Haz 16

Bir gün Amerikalı bir bilim adamı mavi maymunları incelemek üzere Türkiye’ye gelir. Mavi maymunların da en sık olduğu bölge Temel’in köyünün olduğu bölgedir. Bilim adamı köye gelir ve köy kahvesinden birine köyün en iyi nişancısının kim olduğunu sorar. Adamın biri bu köyün en iyi nişancısının Temel olduğunu söyler. Bunun üzerine bilim adamı Temeli çağırtır. Temel gelir bilim adamı bir bakar Temel’in bir tane eski tüfeği bir tanede uyuz köpeğinden başka bir şeyi yoktur. Kendi kendine en iyi nişancı buymuş neyapalım der. Bilim adamıyla Temel ormana giderler. Temel bilim adamına “Bak şimdi ben ağaca çıkacağım ve sallayacağım, maymun düşerse sen bir şey yapma köpek onu becererek bayıltır. Bilim adamı merakla sorar “Peki tüfek ne işe yarayacak.” Temel ” Ağaçtan maymun yerine ben düşersem o silahla köpeği vuracaksın”

Haz 16

Temel bara gitmiş. Geçmiş bir kenara oturmuş, biraz sonra bara bir adam girmiş ve sıska uzun boylu bir adamın kafasının üstüne şişe koymuş, çekmiş silahı ateş etmiş şişe paramparça ateş eden adam elini kaldırmış ” I’am Pekosbill ” demiş ve çekmiş gitmiş. Daha sonra bara bir başka adam girmiş ve yine o sıska adamın kafasının üstüne konserve kutusu koymuş çekmiş silahı ateş etmiş kutu paramparça ateş eden adam elini kaldırmış.” I’am Redkit ” demiş ve çekmiş gitmiş. Temel bunları seyrettikten sonra dayanamamış eline bir elma almış ve o sıska adamın kafasının üstüne elmayı yerleştirmiş çekmiş silahı ateş etmiş ve o ne adamı tam anlının ortasından vurmuş. Temel’de elini kaldırmış ve I’am sorry demiş.

Haz 16

Temel ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Karısı fadimeye sorar
-Fadime, ben ölünce yeniden evlenecekmisin ? Fadime de Temel üzülmesin diye evet cevabını verir. Bunun üzerine Temel
-Onu benim kadar sevecekmisin ?
-(ağlayarak) Evet
-Onu eve alacakmısın ?
-Evet
-Ona güzel yemekler yapacakmısın ?
-Evet Temel’im.
-Ona sarımsaklı yoğurtlu mantı da yapacakmısın ?
-O SEVMEZ.

Haz 16

MİT eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. MİT binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır. İlk adam içeri alınır ve su sorular sorulur. “Karını seviyormusun?” “Evet, efendim” “Ülkeni seviyormusun?” “Evet , efendim” “Pekala , biz karını da getirdik. Şu an yan odada.” denir ve masanın üzerine bir tabanca konur. “Şimdi odaya gir ve karını öldür.!” Adam silahı alır yan odaya geçer. 5 dakika hiç ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner. Kravatı gevsemiş, ter içinde kalmıştır. “Yapamıyacağım efendim.” der ve orayı terk eder. İkinci adam içeri alınır. Aynı sorular sorulur. Aynı yanıtlar. Ve ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam yapamayacağını söyler ve ayrılır. Son adam Temel girer. Aynı sorular. Aynı cevaplar. Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Temel içeri girer. 5
-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye başlar. BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM …. Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir cam kırılması duyulur. Temel içeri girer , biraz terlemiştir. MİT personeli sorar “Ne oldu ?” Temel cevaplar.. “Efendim bana verdiğiniz silah kurusıkı çıktı, o yüzden onu pencereden aşağıya atmak zorunda kaldım”

Haz 16

Temel ile Dursun Trabzon’un dağlık bölgesinde ava çıkmışlar. Uzun uğraşlardan sonra elleri boş dönmek üzere iken oldukça iri ve heybetli bir geyiğe rastlamışlar. Her ikisi de epeyce uğraştıktan ve kovaladıktan sonra köye 5
-6 kilometre kala geyiği vurmuşlar. Aslında küçük hayvan avına çıkmış olan iki arkadaşın yanında geyiği taşıyabilecekleri herhangi bir araç veya alet olmadığından düşünce üretmeye başlamışlar. Temel ,Dursun’a “Ula dursun habu hayvanın bir boynuzunu sen tut diğerini ben diyerek çektirmeye başlamışlar. Tahmin edileceği gibi çok zor olan bu şekilde köyün yolunun başına kadar kan ter içerisinde gelirlerken köyden birine rastlamışlar. Onların bu halini gören arkadaşları “Yahu siz delimisiniz bu böyle taşınır mı? Sizin kafanız hiç çalışmıyor kardeşim, ikiniz bir olun şu hayvanı kuyruğundan çekin daha rahat taşırsınız ” önerisini yaparak yola devam etmiş. Bu fikri çok uygun bulan iki kafadardan biri olan Temel yaklaşık yarım saat sonra Dursun’a dönerek “ULA DURSUN BU HAYVAN BÖYLE ÇOK KOLAY ÇEKİLİYORMUŞ, AMA ANLAMADUĞUM BİR ŞEY VAR BUNU KUYRUĞUNDAN ÇEKTUĞUMUZDAN BERİ KÖYDEN GİTTİKÇE UZAKLAŞIYRUK.!!

Haz 16

Amerika’da bir beyin fuarı açılmış. Burada ünlülerin beyinleri kavanoz içinde sergilenip kavanozun üzerine fiyatları yazılıymış. Amerikalı bir aile bu fuarı gezerlerken garip bir şey farketmişler ve danışmaya gidip demişlerki:
-Efendim… Her şey mükemmel Einstein’in beyni on bin dolar..güzel.. George Washington ‘un beynini de yirmi bin dolara kavanoz içinde satıyorsunuz… Bunlar meşhur insanlar, fakat yüzbin dolarlık bir beyin gördük. Bu kişiyi daha önce hiç duymamıştık. Meşhur olduğunu da pek sanmıyoruz. Niye yüz bin dolar. Üzerinde şöyle bir yazı vardı. “Türkiye’nin Karadeniz Bölgesinden TEMEL” kim bu?. Ve niye bu kadar pahalı? Görevli cevap vermiş.
-Efendim. Bu beyinlerden yüz tanesini kesiyoruz ancak bir tanesi dolu çıkıyorda ondan

islamiyet - porno izle - sex hikayeleri - [B]p[/B]orno izle - sikiş - [B]p[/B]orno izle